Kısa Kısa...

Süper huzurlu bir pazar sabahı geçiyorum... Her şey "yavaş" akıyor; hıza ne hacet... :)

* Akşam "Hızlı & Öfkeli 5"i izledim sinemada. Yuh demek istiyorum bu kadar kötü senaryo yazmak ayrı bir yetenek ister. Tamam, aksiyon dolu "hafif" bir film bekliyordum ama el insaf be kardeşim. Azıcık olsun bir "mantık" çizgisinde hareket edin. "Uçuk" aksiyon sahnesi koyacağım derken ayağınız birazcık da olsun yere bassın. Senaryosu da aksiyon kurgusu da kötü olan, her haliyle rezil bir film...

* Internet'te Türkçe bir kaç konu için bilgi arıyorum. Tabii ki bulamıyorum. Türkçe kaynak için net tam bir çöplük. Doğru düzgün tek satır bulmak için takla atmak lazım. Ki çoğu zaman ne yaparsan yap o da çıkmıyor. Dandik dandik yüzlerce binlerce forum var ve oradan buradan yalan yanlış toplanan ne kadar bilgi varsa bunlara copy+paste edilmiş.

* İstanbul'da düzgün yemek yenecek ne kadar az yer var... Tabii iyi yemek için taze ve kaliteli malzeme elzem. Her geçen gün bizim memlekette bu özellikte malzeme bulmak zorlaştığından, "dekor" olarak süper görünen "fiyatları" el yakan mekanlarda bile "sıradışı lezzet" yakalamak imkansıza yakın bir hale geliyor. Geçen pazar Vedat Milor abimiz yazmıştı iyi yemek için neler gerekir tadında bir yazı. Onun yazdıklarına ilave olarak "kaliteli & taze malzeme", malzeme tedariğinde, ahçılıkta ve işletmecilikte "süreklilik" diyorum...

* Hava nihayet güzel. Birazdan netbook'u yanıma alıp Karaköy'e atacağım kendimi... Belki biraz bir şeyler yazabilirim..

0 yorum:

Yorum Gönder