İcraatin İçinden - Bugünlerde neler yapıyorum...

Pek bir hasta, yoğun, tatsız ve de akabinde tuzsuz günler içindeyim... Keçi midir nedir o gripten oldum ama ayakta atlatıyorum diye düşünürken, geçen hafta birden yatağa düştüm. Hem de ne düşüş. Korkunç bir ateş, titreme ve kusma üçlüsüyle. Başta direndim ilaç içmemek için, ama bir de baktım ki bırakın ilacı falan Feride beni alıp acil servise götürmüş bile...

Serumlar, iğneler derken orada biraz toparladım. Hayatımda ilk kez penicillin'e maruz kaldım. Allahım o nasıl bir iğneymiş öyle. At dopingi olarak kullanılabilir. Üzerinden günler geçti hala popom zonkluyor...

Hastalık günlerinde yattım kalktım Red Dead Redemption oynadım. GTA'yı yapan Rockstar'ın aynı mantık ve engine'la kurguladığı bir open world western aksiyon oyunu. Başta pek seveceğimi düşünmemiştim çünkü GTA'cı arkadaşlarım pek hoşlanmadık demişlerdi. Ama ben uzun yıllardır GTA oynamadığımdan olsa gerek bu tarz oyuna aç kalmışım meğer! :) Günlerdir at üstünde dıgıdık dıgıdık gidiyorum. Artık Feride kafayı yeme noktasına geldi... :-)

Biraz kitap okuyayım dedim. Ama neye elimi attıysam sıkıldım. Önce Proust'un Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde'sini biraz tırtıkaldım. Iıııh beni açmadı. Sonra Umberto Eco amcanın Gülün Adı. Aslında başlarda çok hoşlanabilirim gibi geldi, ama sonra hastalıktan mıdır bilmem pek okuyamadım. Nihayetinde Alain de Botton'ın Architecture of Happiness'ına şöyle bir göz gezdirdim. Önyargılı olma niyetinde değilin ama Statü Endişesi'nden aldığım zevkin onda birini bile alamadım.

Evet... İşte böyle bir tuhaf geçen günler bu günler... :)

0 yorum:

Yorum Gönder