Alain de Botton'ın İstanbul Konuşması


Alain de Botton'ın İstanbul'a bir tür seminere ya da konferansa, işte öyle bir şeye, geleceğini pazar gazetesinde okumuştum...  Aklımın bir tarafı "git gör adamı" diye hafiften zarflamıştı beni ama iş güç yoğunluğundan gitmek zor deyip savurşturmuştum bu fikri...

Lakin bir de baktım ki arkadaşlar bedava giriş de ayarlamış ve haydi gidiyoruz diye koluptan tutup beni ta Lütfi Kırdar'a götürmüşler bile.

Salon kalabalık sayılırdı. En azından boş koltuk yok gibiydi. Alain de Botton tam da tahmin ettiğim gibi tipsiz, çirkin bir adam. Gerçi pek çok kadın "ah ne yakışıklı" deyip durdu. Bir kere daha anladım ki, eğer erkeksen istersen maymun ol ama yeter ki para, ün kısacası "güç" semboli bir şeyin olsun yeter...

Alain de Botton pek özgün ya da daha doğru ifadeyle Türkiye'ye ya da ziyaretine özel bir konuşma yapmadı. Esas olarak Statü Endişesi ve Felsefenin Tesellisi kitaplarından alıntılardan oluşan bir "fast food" konuşma hazırlamış. Bence zaten bu iki kitap, yazdıkları içerisinde en özgün ve güzel kitapları. Ama tekrar aynı fikirleri dinlemek, yazarı canlı ve de kanlı olarak yanı başımda görmek dışında pek etkileyici gelmedi bana...

Konuşma sonrası gelen sorular pek vasattı. Sanırım adamın okur kitlesinden pek katılımcı yoktu. Galiba bir tür İnsan Kaynakları zirvesi ekseninde düzenlenmiş bir konuşma olduğundan bol bol kelli felli iş adamı amca ve topuklu topuklu iş kadını teyze vardı. Onların da pek Alain de Botton okuru olduğunu sanmıyorum açıkçası (bkz. keskin önyargı).

Ama Alain abi, yazma isteğimi bir kez daha kamçıladı... Daha çok okumalı, daha da çok düşünmeli ve bol yazmalı... Ama hayat böyle hızla devinirken, nasıl? Bilmiyorum...

0 yorum:

Yorum Gönder