İstanbul seni yenmeye geldim uleyn!

İstanbul denen alametler şehrine taşınalı yaklaşık bir ay oldu... Her ne kadar, eşek gibi çalıştığım için ev-iş arasında gidip gelmek dışında pek bir şey yapmasam da işte yedi tepeli kent hakkındaki ilk gözlemlerim:

- Ankaralıyım deyince ilk iş olarak illaki bir Ankara ile İstanbul'u kıyaslamayı yapıyor her karşılaştığım insan. Tabii her seferinde de Ankara'ya bir ton laf geçiyorlar. Ulen bari yüzüme karşı demeyin. O laflar koymuyor da, Ankara'yı pek sevmeyen ben Ankara Mahpusu Ankara'yı savunur bir hale düşüyorum ya işte en çok bu koyuyor! :)

- Ankara ile İstanbul arasındaki fark aslında çok basit. Ankara bir Türk kenti, İstanbul ise bir dünya kenti.

- Maslak enteresan bir yer. Milyon dolarlık plazalar var ama sokaklar daracık. Kimi yerlerde kaldırım dahi yok. Tam laz işi müteahhitlik örneği kısacası! :-)

- Güzide minik evimin aziz semti Cihangir tam bir kedi cenneti. Kedi tacizi olmadan yemek yemek pek zor.

- Ankara'da insanlar yürüyen merdivende nadiren yürür. İstanbulda ise yürüyen merdivende yürümeyip duracaksan, illa ki sağ tarafa çekileceksin. İnsanın solunda mutlaka birileri koşar adımlarla geçip duruyor. "İstanbul dinamik kent abiiicim" derseniz "ha'di oradan" derim. :) Metroya giderken yürüyen merdivende yürüyerek bir dakika mı yoksa iki mi kazanacaksın? O iki dakika mı hayat memat meselesi olan? 5 dakika erken çık evinden madem. Bir dur arada -en azından yürüyen merdivende be kardeşim- hayatı, kendini düşün. Yaşama göz kırp...

0 yorum:

Yorum Gönder