Tarih Urla’da Hayat Buluyor: Urla Şarapçılık

Uzbaş Tarım Ürünleri ve akabinde de Urla Şarapçılık adını eğer Vedat Milor bahsetmemiş olsaydı sanırım oldukça geç duyacaktım.

Uzbaş’ın ve Urla Şarapçılık’ın sahibi Can Bey ile geçen gün telefonla görüştük. Kendisi sağ olsun çalışmalarının detaylarından bahsetme inceliğini gösterdi. Böylelikle, yaşanan tüm olumsuzluklara karşın Türkiye’de hala bazı güzel projelerin yeşerdiğini öğrenerek gerçekten çok sevindim.

Can Ortabaş az buz iş başarmamış. İzmir Kuşcular’da yaklaşık 15 yıl önce 2.000 dönüm arazi alarak işe koyulmuş. 54 ülkeden bitki örnekleri getirerek ticari bitki üretimine başlamış. Sekiz hiç satış yapmadan çiftliği geliştirmeye çabalamışlar. Bugün 186 kişinin çalıştığı çiftlikte palmiyeden kaktüse kadar çok çeşitli bitkiler yetiştiriliyor.

Can Bey günün birinde Uzbaş Çiftliği’nin yamaçlarında binlerce yıllık bağ setlerine rastlayıp araştırmaya koyulmuş... Sonunda, geçmişte o bölgedeki en büyük sektörün şarap üretimi başta olmak üzere bağcılık olduğunu, fakat sonrasında binlerce yıllık bu şarap kültürünün unutulduğunu öğrenmiş. Can Bey’in aktardığına göre, I. Dünya Savaşı öncesinde yalnızca Karaburun Yarımadası’nda 72 milyon litre şarap üretilirmiş. Rakamın büyüklüğü hakkında fikir vermek için şunu diyeyim, 2004 yılında tüm Türkiye’nin ürettiği şarap miktarı sadece 69 milyon litre!

Böylelikle hem Urla’nın tarihi şarap üretimi işlevini canlandırmak hem de Urla’yı bir cazibe merkezi haline getirmek üzere kollar bir kez daha sıvanmış... Bakın bu yazıda bile kaç defa “Urla” yazdım. Can Bey’in planladıkları bence yavaş yavaş hayata geçiyor...

Sonuçta, şarap üreticisi olma hedefiyle yaklaşık on yıl kadar önce kendi bağlarını oluşturmaya başlayarak zahmetli bir yola girmişler. Toprak örnekleri üç ayrı ülkede analize gönderilmiş, uzmanların fikirleri alınmış. Bir yandan Cabernet Sauvignon, Syrah, Nero d’Avola, Cabernet Franc, Merlot, Sangiovese, Petit Verdot gibi İtalyan ve Fransız üzüm çeşitleri, diğer yandan ise ülkemize ait Boğazkere üzümleri yetiştirilmeye başlanmış. Ama bununla yetinmeyerek, yöreye özgü olan ancak unutulmaya yüz tutmuş bir üzüm türü olan Bornova Misketi gibi çeşitlerin ıslah ve klon seleksiyonu çalışmalarını da başlatmışlar.


Üstelik, bölgenin mübadele ile yok olan üzüm çeşitlerinden Urla Karası ve Gaydura’yı da bularak Sabancı Üniversitesi’nden biyoteknoloji uzmanı Prof. Dr. Selim Çetiner ile bir TÜBİTAK projesi oluşturmuşlar. Böylece, bu çeşitlerin yeniden Urla’ya kazandırılmasını sağlamışlar.

Urla’da yılda 150 - 200 bin litre üstün kaliteli butik şarabı elde etmeyi hedefleyen Urla Şarapçılık, çok güzel bir tesis oluşturmuş. Şaraphanede doğal yerçekimi kuvvetiyle akış tekniği (gravity flow) kullanılıyor. Yani, pompa kullanılmadığı için şaraplar travmaya uğramadan ve kendine has narin aroma ve tatlarını kaybetmeden işleniyor. Normalde 1,5 - 2 milyon Euro’ya mal edilebilecek şaraphane en iyi standartlara sahip olabilmek için 7,5 milyon harcanarak yapılmış. Ayrıca, şaraphanenin yanı sıra küçük bir butik otel, tadım odaları gibi yapılar da inşa edilmiş...


Urla Şarapçılık henüz daha yolun başında tabii ki. Üçüncü hasadı yeni bitirmişler. Ancak buna rağmen ürettikleri şaraplar ilgi görmeye başlamış bile. Zira, Urla Şarapçılık imzalı şaraplar şimdiden şarap yarışmalarından ödüllerle dönmeye başlamış bile.

Can Bey’i ve ekibini canı gönülden kutluyorum. Harika bir şarap markası yaratmak için gösterdikleri çaba zaten başlı başına her türlü övgüyü hak ediyor. Üstelik, bunu yaparken hem Urla’nın unutulmuş şarapçılık tarihini canlandırıyorlar, hem de Urla’yı tüm Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmış oluyorlar. Can Bey gibi girişimcilere bu ülkenin her şeyden çok ihtiyacı var...

3 yorum:

banu dedi ki...

guzel 1 yazi olmus, ellerinize saglik...

lifegoeson dedi ki...

bende istiyorum ya ,benim de egeye yerleşip bağ işletmek emeklilik hayalim :))

Ankara Mahpusu dedi ki...

banu- teşekkür ederim...

lifegoeson- sıraya girelim lütfen :)

Yorum Gönder