Wonder Boys, Inglourious Basterds, In Bruges

Bu aralar, vaktim normalden biraz fazla olunca bol bol film seyredecek zaman yaratabiliyorum kendime. Böylelikle, biraz eski de olsa zamanında izleyemediğim filmler görme fırsatım oluyor...

WONDER BOYS
Michael Chabon'ın 1995 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan Wonder Boys 2000 yapımı. Grady Tripp rolünde Michael Douglas, üniversitede yaratıcı yazım dersi veren bir romancıyı canlandırıyor. Çoğunlukla Carnegie Mellon'de çekilen film, yazarın kendini bulması ekseninde öğrencileri, evliliği, yasak ilişkisi, editörü gibi konuları anlatıyor. Michael Douglas'a Sevimli, insanı yormayan, keyifli bir film...

Ankara Mahpusu'nun notu: 7/10


INGLOURIOUS BASTERDS
Çok fazla şey yazmak istemiyorum bu film hakkında... Tarantino, popüler kültürü eleştirir görünen ilk filmlerinin ışıltısını kaybedeli çok oldu. Zira, artık ne yazık ki popüler kültürün ta kendisi filmler yaptığını düşünüyorum. Kill Bill'i izlemeye tahammül edememiştim, Inglourious Basterds'i kendimi zorlayarak sonuna kadar izledim.

Tarantino, içerdiği yoğun şiddet ve "cool" görünmeye çalışan saçma karakterleri ile sanırım her "yeni yetme" kuşaktan kendine bolca seyirci bulmakta zorlanmaz. Zaten bu son filmi de gişede 320 küsur milyon dolar hasılat yaparak, en çok para kazandığı film olmuş bile. Ama Rezervuar Köpekleri ile başladığı ve "görkemli" olabilecek kariyeri, en azından benim gözümde, yerle yeksan olmuş durumda. Ha beni takar mı? Takmaz. :) Ama şöyle bir titreyip kendine gelse güzel olurdu...

Avusturyalı oyuncu Christoph Waltz, Tarantino açısından bu filmde büyük şans olmuş. Önceleri Tarantino'nun Leanordo di Caprio'yu düşündüğü Albay Hans Landa rolünde Waltz gerçekten çok başarılı bir performans çizmiş. Zorlama kötü aksanıyla kulağımı tırmalayan Brad Pitt'e oyunculuğuyla adeta nal toplatmış.

Son bir not, bence gereksiz yere uzun tutulmuş bir film olmuş...

Ankara Mahpusu'nun notu: 5/10


IN BRUGES
Zamanında izlemeyi çok istediğim, hakkında çok olumlu düşünceler duyduğum In Bruges'ü nihayet izledim... Ondine'den sonra Colin Farrell bir kez daha oyunculuğu ile beni şaşırttı diyebilirim.

In Bruges, iki kiralık katilin ekseninde gelişen bir absürd kara komedi. Ama o kadar ustalıkla yazılmış ve yönetilmiş ki (her iki işi de yapan aynı adam: Martin McDonagh) film tüm "kara" haline karşı seyircinin damağında güzel bir lezzet bırakıyor.

Ankara Mahpusu'nun notu: 7/10

0 yorum:

Yorum Gönder