Spartacus: Blood and Sand


Kabul etmeliyim ki Spartacus: Blood and Sand'in ilk bölümünü izleyince, içeriğindeki aşırı cinsellik ve şiddet dolu sahnelerden ötürü, biraz fazla "bayağı" bulmuştum. Üstelik, bariz bazı tarihi yanlışlıklar da vardı... Ama gelin ve de görün ki, bölümleri peş peşe izledikçe Spartacus'ün gayet sağlam bir olay kurgusu eşliğinde son derece sürükleyici bir dizi olduğunu fark ettim.

Başroldeki Andy Whitfield'dan, Crixus rolündeki Manu Bennett'a, Lucretia olarak izlediğimiz vakti zamanın Zeyna'sı Lucy Lawless'a kadar oyuncular oldukça başarılı seçilmiş.

Dizideki karakterlerin öyküleri, olayların akışı gerçekten de harika. Her şeyden öte, Lost'ta olduğu gibi "güzel bir şey bulduk, konunun suyunu çıkarıp ekmeğini yiyelim" mantığıyla hareket etmemişler. Dinamik ve hızlı akan bir temposu var. İlk sezonu büyük bir zevkle izledim.


Andy Whitfield ne yazık ki kansere yakalanmış. Fakat, oyuncunun hastalığı iyileşme dönemine girdiği için ikinci sezonu çekeceği açıklandı. Bu yüzden ikinci sezon çekimleri gecikecekmiş. Bakalım, hala bekliyoruz gelişmeler nasıl olacak diye...

Ancak, yapımcı şirket Starz'ın duyurduğuna göre bu boşluğu bir parça olsun giderebilmek için altı bölümden oluşan bir mini-dizi ile Spartacus öncesi olayların anlatılacağı bir "prequel" çekiliyormuş. Spartacus: Gods of the Arena isimli yapım Batiatus'un (John Hannah) dövüş okulunun nasıl geliştiğini anlatacakmış ve 2011 ocak ayında yayımlanmaya başlanacakmış.

Spartacus, kesinlikle ve de kesinlikle son yıllarda en beğenerek, en merakla ve en coşkuyla izlediğim dizi oldu. Çevrenizden duyduğunuz önyargılara ya da ilk bölümü izleyip edindiğiniz izlenime fazlaca aldanmadan bu diziyi mutlaka izleyin derim...

Bu arada dizi eylül ayında cnbc-e ve e 2 ekranlarında boy gösterecek. Tabii Spartacus ne kadar sansürlenecek ya da sansürden sonraya geriye ne kalacak pek merak ediyorum doğrusu! :)

Ankara Mahpusu'nun notu: 8/10

0 yorum:

Yorum Gönder