City Island, 11'e 10 Kala, Clash of Titans, Up, Sizi Seviyorum

An itibarıyla korkunç şekilde belim ağrıyor. Aslında yeni değil, haftasonunun başından beri böyle. Hal böyle olup da spor falan yapamayınca bol bol film izledim ben de... :)

CITY ISLAND
Raymond De Felitta'nın yazıp yönettiği ve muhtemelen kendisinin ve ailesinin hayatından büyük izler taşıdığını tahmin ettiğim şirin bir film City Island.

Filmimiz, büyük şehrin hengâmesi arasında kaybolan, yalnızlaşan ve hatta ailesiyle bile doğru düzgün iletişim kuramayan insanları konu ediniyor. Olaylar ve de özellikle karakterler yer yer karikatürize edilerek işlenmiş. Ki güzel de olmuş. Filme o güzel, şirin havayı vermiş. Vince Rizzo rolünde Andy Garcia gerçekten de sakin ama etkileyici bir performans çiziyor.

Ankara Mahpusu'nun notu: 7/10


11'E 10 KALA
Yönetmenin aynı zamanda yazar koltuğunda oturduğı bir başka film de 11'e 10 Kala. Pelin Esmer bu filmiyle adından oldukça söz ettirdi. Tabii durum böyle olunca ben de izleneceklar arasına kaydetmiştim vakti zamanında...

Filmin onbire on var dediğine kanmayın, o on dakika geçmek bilmiyor. Zira film o kadar yavaş gelişiyor ki insan saniyeleri sayarken buluyor kendini. Tamam, bir insanın hayatına bakmak, klasik film temposunun ve bakış açısının dışına çıkmak güzel. Ama güzel kardeşim 1 saat 50 dakika film yapıp bu tempoyla verirsen bana, ben izleyemem şahsen...

Filmin başrolündeki Mithat Esmer amca, kendisini oynuyor. Zira Pelin Esmer'in 2002'deki belgesle filmi Koleksiyoncu, koleksiyoner Mihat Bey'in hayatını anlatıyordu.

Bornova Bornova'yı izledikten sonra Inan Temelkuran ben de nasıl "Zeki Demirkubuz" tadı uyandırdıysa, Pelin Esmer de "Nuri Bilge Ceylan" duygusu uyandırdı. Ah günün birinde şu Zeki abi ekolüyle Nuri abi stilini harmanlasa ne süper filmler çıkacak ortaya...

Ankara Mahpusu'nun notu: 6/10


CLASH of TITANS
Yani bu rezil film için fazlaca sözcük tüketip kendimi yormak istemiyorum. Spartacus'ü izleyip gaza gelmişken tesadüfen Clash of Titans elime geçti ve "ha'di bakalım" deyip geçtim ekran karşısına. Sanırım 10 dakika kadar dayanabildim. Baştan aşağı, sağdan sola, her açıdan kötü, klişe, sıradan, uyuz bir film...

Ankara Mahpusu'nun notu: 3/10


UP
78 yaşındaki aksi ihtiyar Carl Fredricksen'ın çocukluk hayallerinin peşinden gitmesini anlatan sevimli bir çizgi film. Biraz daha kısa olsa tadı daha leziz kalacakmış damakta, ama bu hali de iş görür. Filmin özellikle giriş kısımları çok güzel.


Ankara Mahpusu'nun notu: 7/10


SİZİ SEVİYORUM
Son dönemde buram buram Hollywood kokan Türk romantik komedilerinde nedense bir artış var. Mustafa Uğur Yağcıoğlu'nun filmi Sizi Seviyorum da bunlara bir örnek...

Emre Altuğ'un başrolünde oynadığı film kız arkadaşını aldatan bir erkeğin kadınlar tarafından cezalandırılmasını konu ediniyor. Emre abimizin bütün iyi niyetli varlığına rağmen ne yazık ki vasat çizgisinin altında kalan bir film. Bir kere, görüntü yönetmeni her kimse gerçekten kutlamak lazım. Zira el kamerasıyla anneannem de film çekse bu kadar kötü olurmuş. Bir de diyaloglar pek bir kötü. Her şeye karşın, bence iyi bir yönetmenin elinde gişede başarılı olabilecek bir Hollywood filmi çıkar bu senaryodan...

Ankara Mahpusu'nun notu: 4/10

0 yorum:

Yorum Gönder