Lüksemburg



LÜKSEMBURG
 Başkent Lüksemburg
 Resmi DilLüksemburgca, Fransızca, Almanca
 Diğer Diller İngilizce, İtalyanca
 Para Birimi Euro
 Saat Farkı -1
 Dünyadaki Yeri
 Harita

Lüksemburg ya da tam adıyla Lüksemburg Büyük Dükalığı (Groussherzogtum Lëtzebuerg), Belçika, Fransa ve Almanya arasına sıkışmış küçük bir devletçik. Ama küçük olmasına aldanmayın, kişi başına gelirleri çok yüksek bir ülke. Şu kadarını diyeyim, kişi başına gelir yaklaşık 90.000 Amerikan Doları. Sanırım başka söze gerek yok... :)

Lüksemburg, tam bağımsızlığını ancak 1867’de kazanabilmiş ve bunun için de ülkenin önemli büyüklükte toprağını Belçika’ya bırakmak zorunda kalmışlar.

Ülkedeki her şeyde Fransa ve Almanya’nın etkisi söz konusu. En başta, konuştukları dilde. Lüksemburgca denilen dil Fransızca ve Almanca’nın bir karışımı. Çocuklar okula başladıklarında belirli bir süre Lüksemburgca eğitim alıyorlarmış. Sonra eğitim dili Fransızca’ya ardından Almanca’ya ve nihayetinde de İngilizce’ye dönüyormuş. Bu hikaye ne kadar doğru bilemiyorum, ama şunu rahatlıkla diyebilirim ki Lüksemburglu hemen herkes en az dört dil konuşuyor. Bu yüzden iletişim hiç bir şekilde problem olmuyor! :-)

Avrupa Birliği üyesi olan Lüksemburg 1999 yılında Euro bölgesine dahil olmuş, yani para birimi Euro.

Lüksemburg'u zengin yapan şey adamların belirli sektörlerde çok güçlü olması. Böyle küçük bir ülkeden beklemezsiniz ama mesela çok güçlü endüstrileri var. Başta çelik ve kimya gibi. Ama bununla yetinmemişler, değişen dünyada da kendilerine yer bulabilmek adına yeni teknolojilere de yatırım yapmışlar. Bu nedenle, Lüksemburg’un önemli bir medya ve bilişim teknolojileri birikimi de var. Mesela, Skype şirketinin merkezi Lüksemburg. Bu arada, herkesin Alman zannettiği ünlü RTL kanalı da aslında Lüksemburg’a ait. Radio Télévision Luxembourg sözcüklerinin kısaltması zaten RTL. Unutmadan, finans alanında yine önde gelen bir ülke konumundalar. Kısacası, elemanlar üretken, çalışkan, girişimci ve haliyle de zengin.

Ama gel gelelim eğlenceliler mi? Bence değil. Ülkeyle aynı ismi taşıyan başkentlerinde yaklaşık on gün kadar kaldım. Sıkıldım mı? Evet, hem de sonuna kadar! :-)

Lüksemburg'ta Gezilecek Yerler
Turistik anlamda yapabileceğiniz en iyi şey, Lüksemburg ve civarındaki tarihi binaları gezmek olabilir. Bir de, müzelere göz atabilirsiniz tabii. Başkent’teki National Museum of History and Art ile Grand Duke Jean Museum of Modern Art gezebileceğiniz iki müze. Bir de savaş tarihi müzesi var, ama onun için Diekirch’e gitmelisiniz.

Eğer benim gibi iş nedeniyle Lüksemburg’da kalmak zorundaysanız, bulduğunuz fırsatlarda hemen tren garına gidin derim. Zira, Fransa, Almanya ya da Hollanda çok yakın. Hemen ilk trene atlayıp, maceraya atılabilirsiniz...

Şehir oldukça güvenli. Bu açıdan hiç bir endişeniz olmasın...

Otel fiyatları, göreceli olarak yüksek. Ülkenin küçüklüğü ve insanların zenginliği sanırım olayı anlatmaya yeter...

Bofferding, Batin ve Mousel gibi yerel bira markalarını deneyebilirsiniz. Bir de, erikten yapılan bir tür “digestive” içecekleri var ama onu tatmadım açıkçası. Mutfakları, temelde Fransız yemeklerine dayanıyor. Gromperekichelchen diye bir hadiseleri var, pek yaygın. Soğanlı falan bir tür kızarmış patates.

Sonuç olarak, bir hadi bilemediniz iki gün geçirmek için tamam; ama Lüksemburg’da daha uzun süre kalmak ruh sağlığınızı zedeleyebilir. :) Bunu yazarken abarttığımı peşinen kabul ediyorum, ama dünyada daha keyifli yüzlerce yer varken Lüksemburg’la fazla zaman kaybetmeyin derim...

0 yorum:

Yorum Gönder