Muz Sesleri


Bir aralar yazılarını düzenli sayılabilecek bir şekilde takip ettiğim Ece Temelkuran'ı uzun süredir okumuyordum. Ece sessizliğimi bölen Temelkuran'ın ilk romanı, Muz Sesleri, oldu...

Romanda pek çok farklı karakterin öyküsü var... Deniz, Zeynap Hanım, Nasır, Jan, Setanik, Doktor Hamza, Marwan, Ziad... Ama aslında başkahraman hiç biri değil. Zira içiçe geçmiş bu öykülerin ekseninde Beyrut'un silüetini göstermeye çalışmış yazar. Haliyle de Muz Sesleri, insan öykülerinin gölgesinde bir kentin hikayesini anlatan bir roman olmuş.

Türkiye'de hemen hemen her yazarın giderek daha çok "batılı" yazdığı bir zamanda; "doğu" çıkışlı bir kitap okumak açıkçası beni heyecanlandırdı. En azıdan, düşündürdü...

Teknik açıdan bakacak olursak, roman iki ayrı kurgudan oluşuyor. Zaten yazar da 1. ve 2. kitap diye resmen ikiye ayırmış bu farklı kurguları. Açıkçası, ben 2. kitaptan itibaren ortaya çıkan kurguyu pek sevmedim. Çünkü böylelikle roman odağını kaybetmiş gibi geldi bana...

Ayrıca, benim anladığım kadarıyla gazeteci Ece ile roman yazarı Ece fena halde kapışmış bu kitabın satıraralarında. Yer yer gazeteci Ece kontrolü ele alıp (15. bölümde çok yoğun bir şekilde olduğu üzere) romandan ziyade bir gazete haberi edasıyla yazmış...

Bir de, kitapta çooook fazla şey anlatılmak istenmiş. Bu durumda bence ya anlatılmak istenen "bazı" şeylerden feragat edilmeli ya da daha uzun ve kapsamlı bir kitap yazılmalıymış.

Ece Temelkuran, beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama bir "taraftan" bakarak yazmış kitabını...

Unutmadan, özellikle Deniz'i anlattığı kısımlarda kullandığı dil bana fazlasıyla ağdalı geldi. Özellikle Zaid'li bölümlerde bir an pembe dizi okuyorum bile sandım. :) Sanırım, her kadının "ideal" erkek özlemi vazgeçilmez bir saplantı olarak bilinçaltlarına kazınmış durumda... Mr. Darcy sendromundan kurtuluş yok! :-)

Sonuç olarak, uzun yıllardır "yazan" biri için "süper" bir ilk roman olmasa da, bir "ilk roman" için oldukça başarılı bir kitap Muz Sesleri.

Ankara Mahpusu'nun notu: 6/10

0 yorum:

Yorum Gönder