Karanlıktakiler

Çağan Irmak'ın son filmi Karanlıktakiler'i biraz gecikmeli olarak izledim... Çağan Irmak öyle hayranı olduğum bir yönetmen değil. Babam ve Oğlum, Issız Adam gibi fena bulmadığım ama Mustafa Hakkında Herşey ve Ulak gibi pek başarısız olduğunu düşündüğüm filmleri olan, "bence" istikrarsız bir yönetmen.

Karanlıktakiler, psikolojik dengesini yitirmiş bir anne ile otuzlu yaşlarında olan ve ofisboyluk yapan oğlunun bir evin içinde yeşerttikleri izole hayatı anlatıyor. Meral Çetinkaya, Erdem Akakçe, Derya Alabora, Şebnem Dilligil ve Rıza Akın rollerinde oldukça başarılı. Samimi olmanın kıyısından dönmüş, mütevazi bir film...

Ancak, Karanlıktakiler açıkçası biraz sıkılarak izlediğim bir film oldu. Zira, özellikle ikinci yarıdan sonra tempo yerlerde sürünüyor. Tamam, insan psikolojileri üzerine yoğunlaşmış bir filmin tempolu olmasını beklememek gerek. Ama bence en azından, yan olay ve karakterlerin sayısı ve derinliği artırılarak seyircinin ilgisi daha yüksek seviyede tutulabilirmiş.

Film esasında beni iki konu hakkında düşünmeye sevk etti. Bu arada, eğer filmi izlemediyseniz ve izlemeyi düşünüyorsanız yazının bundan sonrasını filmi izledikten sonra okuyun :-)

Birincisi "sevgi" kavramı... Egemen, patronuna aşık oluyor. Bu sevgi, saplanıp kaldığı berbat hayattan çıkış bileti Egemen için. Hemen her sevginin böyle pragmatist bir motivasyonu yok mu? O zaman "sevgi" dediğimiz ve çok "saf" olduğunu düşündüğümüz bir his bile aslında çıkar temelli değil mi? Belki de, çok sevdiğimiz pek çok şey ya da kişi aslında eksikliğini hissettiğimiz başka şeyleri kamufle etmek için hayatımıza giren aldatıcı detaylar...

İkincisi, "iyi-kötü" kavramları. Filmin sonlarına doğru gidip ot alan ve bunu annesinin sigaralarına koyan Egemen'in kötü bir şeyler yapacağından iyice şüphlenmeye başlıyoruz. Zaten, filmin başından beri annesine karşı tepkili olduğu belli. Sonra, bir de bir tecavüzün mahsülü olduğunu öğrenince Egemen'in her an annesini öldürmesini bekliyoruz. Ama, Egemen eve hapsolmuş annesini dışarı çıkarıp "normal" hayatı solumasını sağlayarak yapıyor filmin finalini... Bence bu son, mutlak kötülere karşı iyi olabilmeyi başarabilenleri de anımsatması adına güzel. Kötü varsa yeryüzünde iyi de var.

Aslında filmi pek beğenmediğimi düşünüyordum, ama tüm bunları bana düşündürttüğüne göre fena bir film değilmiş diyorum! :-)

Ankara Mahpusu'nun notu: 7/10

3 yorum:

alper dedi ki...

hmm izlediğiniz zaman ve mekanda önemli bence. filmi tek başıma izledim ve inanılmaz keyif aldım, çağan ırmak'a biraz haksızlık yapmışsınız sanki (her ne kadar bu filme yüksek puan vermiş olsanız bile=

alper dedi ki...

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87a%C4%9Fan_Irmak

doğru wiki adresi bu olacak, yazınızdaki yanlış!

Mahir dedi ki...

Alper, yorumların için teşekkürler. Link konusunda haklısın, düzeltiyorum... Çağan Irmak'a haksızlık yaptım mı bilemiyorum, ama zaman ve mekan konusundaki düşünce yüzde 100 katılıyorum. Ben filmi oldukça kalabalık ve hareketli bir grupla izledim, belki de filmin içine tam olarak giremedim bu yüzden...

Yorum Gönder